ÇOCUK VE BALIKÇIL: YAS VE YENİDEN BAĞLANMA

Yas süreci, bir kayıptan ziyade yaşam enerjisinin (libidonun) nesneden çekilmesiyle ilişkilidir. Bir kaybın ardından kişi sadece “onu” değil, kendi benliğinden bazı parçaları da kaybeder.

Freud’a göre yasın temel işlevi, kaybedilen nesneye (kişiye) yatırılmış olan duygusal enerjiyi (libido) yavaş yavaş geri çekmektir. Bu “bırakabilme” süreci sancılıdır çünkü zihin, kaybı reddederek nesneye tutunmaya çalışır.

Kaybedilen kişi, dış dünyada yok olsa da içsel dünyada yaşatılmaya devam eder. Kişi, sevilen nesnenin özelliklerini kendi benliğine dahil eder. Eğer bu “tutma” sağlıklıysa, kişi kaybettiği kişinin değerlerini koruyarak yoluna devam eder. Ancak patolojik yasta (melankoli), bu içe atım benliği ele geçirir ve kişi kendini suçlamaya başlar.

Zihin başlangıçta kaybın gerçekliğini reddeder. Ancak psikanalitik açıdan yas, her anı ve beklentiyi gerçekliğin süzgecinden geçirilmesiyle ilişkilidir. Her “artık orada değil” farkındalığı, egonun gerçeklik sınamasını güçlendirir.

Fakat bu, ikilemlerle dolu bir duygusal süreçtir. Psikanalitik bakış, kaybedilen nesneye karşı sadece sevgi değil, bizi terk ettiği için bilinçdışı bir öfke de duyduğumuzu söyler. Gerçekliği kabul etmek, sadece kaybı değil, bu karmaşık duyguları (sevgi ve nefreti bir arada tutabilme) hazmetmeyi de gerektirir.

Bu anlamda kaybın ardından sesler duymak, bazı varlıklar görmek, kaybın bir nevi inkarı gibi bir işlev görebilir. Bu filmde de Mahito’nun yeni evine, yeni hayatına başlar başlamaz Balıkçıl karakterin hayatına girmesi, gerçekiğin bir inkarı olarak da okunabilir. Artık annesi yoktur, onun yerine bir üvey annesi, yeni bir evi, yeni bir düzeni vardır. Fakat Mahito bunun yerine Balıkçıl’ın peşine takılır. Böylece Mahito yeni evinde, hayatın akışına dahil olmaz, yeni ilişkiler kurmaz. Başka bir meselenin peşine takılır, kendine ait başka bir dünyanın içinde yaşar. Bu durum yasın tipik bir örneğidir: Mevcut duruma adapte olamamakta, “kendi zihnindeki” başka bir meselenin içinde kalmaktadır.

Öte yandan Balıkçıl ise, her defasında gelip Mahito’yu başka yerlere davet etmektedir. Hikaye anlatıcılığında bir bilge karakter gibi işlev görür. Bir çağrı gibi, her defasında onu bir maceraya ve yolculuğa davet eder. Mahito her yolculuğunda kendiyle alakalı farklı bir şey keşfeder. Böylece “kendi zihnindeki” meselelerde zamanla yüzleşir. Kendiyle ilgili olanları ve annesiyle ilgili olanları ayırabilmeye başlar.  Bunların etkisiyle yeni eviyle ilişki kurabilmeye, üvey annesiyle tanışabilmeye başlar. En sonunda “zihnindeki anneye” veda eder. Yas tutulmuş olur ve yeniden bağlanmaya hazır olur.

Yas süreci başarıyla tamamlandığında, nesneden geri çekilen libido artık serbest kalır. Ego, bu enerjiyi yeni insanlara, yeni ideallere veya yaratıcı uğraşlara yönlendirme kapasitesini tekrar kazanır.

Sağlıklı yasın sonunda, kaybedilen kişi artık “dışsal bir ihtiyaç” olmaktan çıkıp “içsel bir kaynak” haline gelir. Kişi, kaybın yarattığı boşluğu yeni ve derin bağlar kurarak doldurabilecek kadar güçlenmiş olur.

Sümeyye Üstün
Klinik Psikolog

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir